top of page
Search

Kültür Endüstrisi’nde Justin Bieber’dan Kurtlar Vadisi’ne

  • Writer: Egehan Celik
    Egehan Celik
  • Mar 21, 2024
  • 6 min read

Updated: May 11, 2024

Theodor Adorno ve Max Horkheimer'ın Aydınlanma'nın Diyalektiği eserinden yola çıkarak eleştirel biçimde incelediğim iki "Kültür Endüstrisi" fenomeni: Justin Bieber ve Kurtlar Vadisi. "Bu popüler kültür markaları, insanlar üzerinde neden bu denli etkili oldu" sorusuna bir açılım denemesi


Resim: Plato's Cave Allegory, google


Anahtar Kelimeler: kültür endüstrisi, aydınlanmanın diyalektiği, şematizm, adorno, horkheimer, kant


28.04.2021


Giriş


“Kültür Endüstrisi” kavramı, 1947 yılında yayımlanan “Dialectic of Enlightenment” adlı kitabın dördüncü bölümü “The Culture Industry: Enlightenment As Mass Deception”da ortaya çıkmıştır. Theodor Adorno ve Max Horkheimer tarafından yazılan bu kitapta, önce “Aydınlanma” kavramı ve bu kavramın tarihsel süreci incelenmiş; sonra kapitalizm ortamında sanatın adeta fabrikada üretilmiş bir meta haline gelmesiyle, bireylerde tekrarlı olarak “standardize” duygular yarattığı ve bu yolla toplumun sürekli üretim sürecine katılması sağlandığı ifade edilmiştir (Adorno, Horkheimer, 1947). Bu “standardize” olmuş sanat ürünleri medyanın her köşesinde tüketime katılmaktadır. Biçim bakımından kendi aralarında ufak tefek farklılıklara sahip olsalar da içeriklerindeki ideoloji aynıdır. Öyle ki, “Dialectic of Enlightenment”da, “Aydınlanma Dönemi” ve öncesi, sanatta biçim kurgusunun son derece önemli olduğunu fakat “Kültür Endüstrisi”nin; sanatı, biçim üzerine kaygıya girmeksizin, yalnızca fikir iletmek için bir araç haline getirerek, değersizleştirdiğini ifade etmişlerdir. Böylelikle bireylere her ürünle aynı ideolojiyi aktararak, üretim ve tüketim süreçlerinde etkin şekilde yer almalarına yol açan bir kültür ortamı oluşturulmaktadır. Dahası, bu “standardize” “materyal odaklı” algı yerleştirmesi, bireyleri, tüketime mahkum eden “ruhsal dönüşümlere” sebebiyet vermektedir. Makalede, “Dialectic of Enlightenment”ın dördüncü bölümünde açıklanan kavramlar üzerinden; ilk defa 2010 yılında piyasaya çıkmış olan, dünya çapında büyük kitlelere hitap ederek “Kültür Endüstrisi”ne ciddi katkı sağlayan şarkıcı markalarından biri “Justin Bieber” prodüksiyonu ve 2003 yılında Türkiye’de yayınlanmaya başlayan ve toplum tarafından ciddi ilgi görmüş “Kurtlar Vadisi” dizisi örneklerle incelenecektir.


Kitleyi Aldatan Aydınlanma


Adorno ve Horkheimer, “Kültür Endüstrisi”nde üretimin, tüketiciye “Şematize” edilerek sunulduğunu; böylelikle tüketicinin, ürünleri irdeleyip anlamasından sonra kendi kendine “sınıflandırmasına”; yani tüketim tercihlerini hür iradesiyle yönlendirmesine imkan sağlayacak bir biçimde olmadığını ileri sürmektedir. Tüketici tercihlerini yönlendiremediği gibi, ona sunulan ürünlerin içerisine yerleştirilmiş ideolojiye de sorgulamadan sahip olmakta ve hayatını; iş yerinde, sosyal ilişkilerinde, ailesi içerisinde de bu dayatılmış ideoloji çerçevesinde sürdürmektedir. “Kültür Endüstrisi” bu yolla toplumdaki her bir bireyi çalışma saatlerinden arda kalan boş zamanlardında da üretim birliği içerisinde tutmaktadır. Burada bahsedilen ürünün standart olarak “Şematize” edilmesi kavramı, Kant’ın “Şematizm” sürecinin, bireyde kendiliğinden gerçekleşmesi gerekirken; “Kültür Endüstrisi”nin, ürüne yönelik oluşacak şemaları planlayarak bireye aktarması şeklinde gerçekleştiğini ifade etmektedir. Kant’ın “Şematizm”ine göre; “saf nedensellik sistemi (pure reason)”, insan zihnindeki —“psyche”— gizli bir mekanizmanın, veriyi önceden şekillendirip bu sisteme uyumlamasıyla gerçekleşmektedir. Adorno ve Horkheimer, “Kültür Endüstrisi”nde, bu gizli mekanizmanın işleyişine uyum sağlayacak ve mekanizmayı her seferinde, kendi ürünleri bağlamında yeniden kuracak biçimde üretilen ürünlerin, toplumun eylemsizliğinde onlara empoze edildiğini ileri sürmektedir (Adorno, Horkheimer, 1947). Ruhları ve vücutları içerisinde köşeye sıkışmış olan tüketiciler yani işçiler, maaşlı çalışanlar ve küçük burjuvalar, kapitalist üretimin sunduklarına karşı koyamamaktadırlar. Bu yeniden kurulmuş ve “Şematize” olmuş ahlaki yapı içerisinde, aldanan toplum, günümüzde başarılı olma hayaline; başarılı olma olgusuna kıyasla daha şevkle tutunmaktadırlar. Toplum kendini köleleştiren ideolojiye özlem duyar hale gelmiştir. Tüketiciler ve üreticilerin konformizmi, her iki tarafı da tekdüzeliğin yeniden üretilmesi için; fikir ayrılıklarının ateşkesine neden olarak hoşnut bir şekilde birbirleriyle hemfikir olmalarına neden olmuştur. İdeoloji, ticari faliyet haline; ihtiyaçlar, fabrikasyon hale gelmiştir. Eğlence, makinalaşmış işçinin her gün yeniden faaliyet gösterebilmesi adına kaçtığı iş hayatının uzantısı şeklini almıştır. Aynı zamanda, bireyin mesai dışı zamanlarında ve bu zamanlarda hissedeceği mutlulukta, yine makinalaşmanın etkisi hakimdir. Mesaisi biten işçi, fabrikasyon eğlence metalarından başka bir şey olmayan ürünlerin, üretim sürecinin sonunda aldığı formu deneyimlemektedir. Fabrikada ya da ofisteki çalışma sürecinden tek kaçış, bu eğlence anlayışını bireysel mesai dışı zamanlara adapte etmektir. Üretim, etkileşimi reçetelemektedir. Eğlence, can sıkıntısında katılaşmakta, tıkanıp kalmaktadır. Gediğine güzel koyulmuş “çağrışım oyunları”, çaba sarf etmeden tekrar tekrar harekete geçirilebilmektedir ve “seksüel sembolizmin” tek düzeliğine indirgenmiştir (Adorno, Horkheimer, 1947). Popüler kültürün tüketimi kolay zevkleri, insanların ekonomik durumu her ne olursa olsun, onları uyumlu ve istekli kabul eden, kitle iletişim medyaları tarafından hazır bir şekilde sunulmaktadır.


“Kültür Endüstrisi”nin olası tehlikesi, yalnızca kapitalizm tarafından karşılanabilecek ve tatmin edilebilecek psikolojik ihtiyaçlar yaratmaktır. Bu nedenle Adorno ve Horkheimer, “seri üretilmiş kültürü”; teknik ve entelektüel olarak daha titiz üretilmiş “yüksek sanatlardan” daha tehlikeli görmektedir. “Kültür Endüstrisi”ne karşı bireyin sorgulama yeteneklerini geliştireceğine inandıkları “yüksek sanatlar”ı bir çözüm olarak düşünmektedirler. Makalenin devamında, toplum üzerinde etkisinin oldukça yüksek olduğunu düşündüğüm, popüler kültürde büyük kitlelere erişmiş olan iki farklı “Kültür Endüstrisi” üretimi, psikolojik ihtiyaçlar yaratma tehlikesi bağlamında örneklerle incelenecektir.


Justin Bieber ve Kurtlar Vadisi


Adorno ve Horkheimer, “Kültür Endüstrisi” ürününün, biçimsel özelliklerinde temel olarak karşılaşılan üç unsurun; “tekrar”, “standartlaşma” ve “sözde-bireyselleşme” olduğunu ifade etmiştir. “Kültür Endüstrisi”nde pop müzik önemli bir yer tutmaktadır. Toplumda büyük kitlelere ulaşarak özellikle çocuk, genç ve genç yetişkin diyebileceğimiz yaşlar olan, zihinsel anlamda da gelişmekte olan kitleyi kolaylıkla etkisi altına alabilmektedir. İnsanoğlu yaşamının her döneminde devam eden fakat yetişkinlik öncesi dönemde daha yoğun bir şekilde süregelen kimlik arayışı ve topluma ait hissetme çabası; müzik aracılığıyla sunulanları, böyle bir kitle için daha etkileyici kılmaktadır. Pop müzik ortamında ünlü kişilikler yaratılarak marka haline getirilmektedir. Yüzeyinde tek bir kişi ve onun dinleyicisiyle paylaştığı şarkıları var gibi görünse de sunulan içerik büyük prodüksiyonlarla planlanarak ortaya koyulmaktadır. Yakın dönemde dünya çapında büyük kitlelere ulaşmış Justin Bieber, pop müzik ortamında kişinin marka haline getirilmesi hususunda önemli bir örnektir. İlk piyasaya çıktığında kendisi de henüz 16 yaşında bir genç olan Justin Bieber, müziğinin biçimi bakımından “standartlaşma” ve marka karakteri bakımından “sözdebireyselleşme” kavramlarının planlanmasıyla ticari bir proje olarak medyada yer almaya başlamıştır. Müzik alanında da çok yaygın kullanılan Youtube, Spotify gibi platformlarda, hakkında çıkan içeriklere göz attığımızda; bir gencin açıkça anlaşılır bir dille aşk hayatını anlattığı, bazen üzüldüğü bazen sevindiği, ne olursa olsun sürekli arkadaşlarıyla eğlence halinde olduğu yansıtılmaktadır, Ayrıca, içerik bu mesajları verirken, giydiği kıyafetler, bulunduğu ortamlar lüks tüketimin en güçlü markalarını içermekte ve bu unsurlar sözlerinde ve kliplerinde tekrarlı bir biçimde yer almaktadır. Müziğinin prodüksiyonu, harekete geçiren ritimlerle ve rahatlıkla her kesim tarafından anlaşılır tekrarlı çalan melodileriyle; pop kültürün “standardize” özellikleriyle, müziğinin kolay tüketilmesi ve akılda kalıcılığı sağlanmıştır. Justin Bieber’la aynı yaşlarda bir gencin bunlara maruz kalması, bu insanları, hayatın gerçek oluşundan soyutlayarak, yaratılmış bir perspektiften kendine, arkadaşlarına ve ailesine bakmasına sebep olmaktadır. Markanın “sözde-bireysel” hali, kendi yaşamının; neden Justin Bieber’ın klipleri gibi renkli, heyecanlı, eğlenceli olmadığını bireyin aklına getirerek, yalnızca kapitalizmin üretimlerinin çözmeyi vaat ettiği psikolojik ihtiyaçlar yaratmaktadır. Daha önce makalede bahsedildiği gibi eğlence kavramı seri üretilmiş metalarla varolduğundan, bu içeriği tüketen gence, ancak Justin Bieber’ın şarkı sözleri ve kliplerinde maruz bırakıldığı gibi metalara yatırım yaparak mutluluğu aramaya yönlenmesinden başka çare bırakılmamıştır.


“Kültür Endüstrisi”nin toplum üzerinde oldukça etkili olmuş üretimleriden biri de 2003 yılında ana akım medyada yayınlanmaya başlayan Kurtlar Vadisi dizisi olmuştur. Diziyi, “Kültür Endüstrisi” kavramı içerisinde yer alan özellikler bakımından incelemeden önce; dizinin günümüzde hala daha Youtube üzerinden ciddi anlamda izlendiğini belirtmekte fayda var. Öyle ki, dizinin ilk bölümünün aldığı izlenme güncel olarak 24 milyona kadar gelmiştir. Dahası, Youtube kullanıcıları tarafından dizinin ilk bölümüne yapılan yorumlar kısmında, adeta “marka topluluğu” diyebileceğimiz bir iletişim sürmektedir. Kurtlar Vadisi severler, bir kültür oluşturmuş ve diziyi tekrar tekrar izlemeyle ilgili çeşitli ritüeller geliştirmişlerdir. Örneğin, yorumlarda; her Ramazan ayında, baştan diziye başlayıp Ramazan ayı boyunca diziyi devamlı izleyerek, bitirmek gibi bir davranışın ortaya çıktığı farklı birçok yorumda gözlenmektedir. Bu makalede değindiğim, Adorno ve Horkheimer’ın neden eğlence sektörünün, “Kültür Endüstrisi”nin önemli organlarından biri haline geldiğini ortaya koyduğu fikirlerle ciddi paralellik gösteren; dizinin, ilk bölümüne yapılmış yorumlardan biri göze çarpmaktadır. Bir izleyici, “Bu dizi çıktığında dayım fabrikada çalışırdı, fabrika müdürü, işçiler Kurtlar Vadisi’ne yetişsin diye perşembe günü fabrikayı erken kapatırdı; öyle bir diziydi Kurtlar Vadisi” şeklinde yazmıştır. Kurtlar Vadisi; izleyende, kolaylıkla kişisel çağrışımlara sebebiyet vermesi adına, Türk toplumuna ait kültürel özellikleri, izleyicinin gözüne sokarcasına sıklıkla tekrarlamaktadır. Toplum ve medya içerisinde döngüsel olarak “standardize” olmuş ataerkil tavır ve politik distopya, birbiriyle ilişkili biçimde sunulmaktadır. İzleyene, bu ilişki; otorite kabul edilebilecek gerçek kişi ve kurumlar çağrıştırılarak, öyle inandırıcı sunulmaktadır ki, yorumlardan da anlaşılacağı üzere izleyenler; Türkiye’de mafya oluşumları ve bunların siyasetle varsayımsal ilişkisi üzerine, kaynağı belirsiz incelemelere girmiş ve kendine tartışma konusu edinmiştir. Ataerkil kültürün müdahalesini bir görev bilinci haline getiren politik distopya fikri, Adorno ve Horkheimer’ın da dediği gibi; emekçinin mesai dışı zamanlarında, iş hayatı gerçekliğinden uzaklaşmasını, yine bir “Kültür Endüstrisi” metası üzerinden mümkün kılmaktadır.


Sonuç


Sonuç olarak, “Kültür Endüstrisi”nin ürünü olan şarkıları, filmleri ve dizileri, bireyler kendilerimi seçip tüketmektedir; yoksa böyle bir ortam, belli biçimlerde üretilmemiş eserlere, tercih edilmeleri için bir şans bırakmamakta mıdır, sorusunu sormakta fayda var. “Kültür Endüstrisi”, bireyleri, kendi biçimi bağlamında kurduğu “şemalara” göre, algı yönlendirmesi yaparak; hem bireysel hem toplumsal anlamda fayda getirmeyecek düşünce inşaalarına, hatta psikolojik tutsaklıklara sebep olmaktadır. Adorno ve Horkheimer’ın “Kültür Endüstrisi”ne getirdikleri çözüm, yüksek sanatla bireylerin sorgulama kapasitesini artırmak yönündedir (Adorno, Horkheimer, 1947).


Referans Listesi


T., Adorno, M., Horkheimer, (1947). The Dialectic of Enlightenment, 97-110. Cultural Memory In The Present Series, Stanford University Press, (2002). ISBN13: 9780804736329.



 
 
bottom of page